Nereden Başlasak ?

Önemli bir soru bu ; Nereden başlasak ?

İnsanın bu dünyadaki en kıymetli varlığı belki de bedeni ve aklıdır. 

Bedenimiz hareket ve üretim kabiliyeti olan, kendini yenileyebilen ,büyüyen, çoğalan ve değişen, anlayan, öğrenen ve yaşadıklarını yorumlayan mucizevi bir makine. 

Her makine de olduğu gibi istikrarlı çalışabilmesi için doğru şekilde kullanılmaya, enerjiye ve bakıma muhtaç.

Bedel ödemeden sahip olduğumuzdan mıdır, yoksa idrakimizin eksikliğinden mi bilinmez , şu hayatı deneyimlemek için yegane araç olan bedenimize hoyratça eziyet etmemize rağmen her şartta hizmet etmeye, farklı koşullara uyumlanmaya, hayat için bir yol ve çözüm bulmaya çalışır kendince.. 

İsterseniz bunu bir metafor ile anlatalım. Fizik bedenimizi hareket edebilen bir cep  telefonu olarak düşünelim. Beynimiz telefonun hafıza kartları olsun, önbellek dediğimiz sanal yapı da aklımız, standart uygulamalar ise temel yeteneklerimiz, içgüdülerimiz ve duygularımız. Yüklediğimiz uygulamalar öğrendiklerimiz, kazanımlarımız ve tecrübelerimiz olsun. Tek bir farkla telefonun kapasitesi belirlenmiş, insan potansiyelinin en azından akıl olarak sınırsız olması..

Yemek, uyumak, çalışmak, sevmek, sevişmek, görmek, koklamak, gülmek, ağlamak, okumak, duymak, konuşmak…Bu donanım çalışmadan mümkün değil. Demek ki hayat ile ilişkimizin verimliliği bu makinenin ne kalitede de çalıştığı ile çok ama çok ilgili…

Donanımı sağlıklı çalışmayan, şarjı yada pili problemli olan, belleği yetersiz yada dolu olan bir telefon ile standart uygulamaları bile zar zor çalıştırırken diğer uygulamaları nasıl kullanmayı ve bunlardan fayda sağlamayı nasıl düşünebilirsiniz? Telefonunuz yavaş açılacak, bazen donacak, tam çalışmanızın ortasında sizi yarı yolda bırakacak, bazen de tekrar kapatıp açmaya ihtiyaç duyacaktır.

Beden ilginç bir makinedir. Mesela çok tasarrufludur. 30 dk tempolu koşarsanız 300 kalori zor harcarsınız. ( bir tablet çikolata ortalama 1000 kaloridir.) Çok dayanıklıdır. İstikrarla yıllarca süren ve limitlerinde gezinen zorlanmalara dayanır hatta kendi içinde alternatif çözümler bulur, amaca uygun değişir, esner, güçlenir, gelişir. Çok akıllıdır. Kendisi için iyi olanı seçerken kendisi için gereksiz yada zararlı olanı atar, atamaz ise depolar. Hareket kabiliyetini kısıtlamamak için statik hesaplar yapar, kiloları bile ağırlık merkezine yakın ve  hareketlerimizi  en az kısıtlayacak şekilde biriktirir.

Ama bedeninde sınırları, imkanları ve tolerans kapasitesi bir yere kadardır.
Zaten zaman ve yer çekimi sizin aleyhinize işler. 

Bir noktadan sonra yıpranmalar , hatalar, problemler başlar. Kendi içinde verimli işleyen sistemin aksamasına ve verimsiz çalışmasına yada durmasına, bozulmasına yol açar. Sıkıntılı ve karışık bir zihin de cabası..

Üzerinde durmadığımız çok klişe bir söz var 

“Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur “ 

İsterseniz ileri ki yazılarımızda bedenimize nasıl bakmamız konusunda birkaç konuya daha yakından bakalım.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar :

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir