Uyku

Her saniye duyu organlarımız yoluyla beynimize binlerce byte veri akıyor. Bu verilerin çok az bir kısmı işlenebiliyor. İşlenenler anlamlandırılarak fikir yada davranışları harekete geçiriyor. Süre yetersizliği yada anlam derinliği nedeniyle bazı veriler ise duygular yolu ile daha konsantre bir biçimde idrakimize sunuluyor.Endişe, korku, sevgi yada merhamet gibi..Tabi arka planda gerekli olan standart fonksiyonlar da sürekli çalışmaya devam ediyor.

Uykuya neden ihtiyaç var ? 

Uyku sırasında bu bilgi otobanındaki yoğun trafik nedeni ile beynimiz bazen veri girişini azaltmak, mevcut verileri gerekli ve gereksiz olarak tanımlamak, gerekli ise kataloglamak, bilgiler, hatıralar yada tecrübeler olarak sınıflandırmak, bir nevi envanter yapmak ve biyolojik olarak kendini temizlemek ihtiyacı duyuyor. Kısaca beyin kendini bakıma alıyor. Ortalığı topluyor, temizliyor, içinde hesaplaşıyor. 

Oysa kalp, akciğer ve diğer organlar mütemadiyen çalışmaya devam ediyor.

Çok özel durumlar hariç 15-16 saate bir bu döngünün yenilenmesi gerekiyor ki sistem sağlıklı çalışsın. Yani asgari 6-7 saat uyumak şart. 

En az uyuma süresi kadar “Ne zaman uyumak gerek ?”sorusu da oldukça önemli .

Doğanın bir parçası olan insanın doğanın ritmi dışında her hareketi çeşitli sonuçlar doğuruyor. Çoğu zamanda olumsuz sonuçlar… 

Elektriğin keşfinden beri daha rahat yaşamak ve çok çalışmak için geceyi aydınlattık Aydınlatma amacı dışında ışık kaynakları ürettik. Tabletler, telefonlar, bilgisayarlar, televizyonlar ve binlercesi. Halen yüzbinlerce yıl önceki sistemi ile çalışan bedenimizin buna da en iyi şekilde uyum sağlamasını bekliyoruz. Fakat bedenimiz halen güneşin döngüsüyle oluşan ritme uymaya çalışıyor. Hormonlarımız, enzimlerimiz ve tüm sistemlerimiz karanlıkta dinlenmek ve uyumak üzere programlı. 

“Mesela melatonin hormonu havanın kararması ile sentezlenmeye başlar. Melatonin, uyku ritminin düzenlenmesinin yanı sıra bağışıklık sisteminin güçlenmesi, vücut ısısının ayarlanması ve hücre yenilenmesi gibi biyolojik ve fizyolojik süreçlerde önemli bir rol oynar. Melatonin, bilinen en güçlü antioksidandır. Bu özelliği sayesinde vücudun tüm bölgelerine ulaşabilen ve karanlık ortamda kişinin uykusu sırasında yoğun miktarda salgılanan melatonin, metabolizmanın yaşamsal faaliyetlerini sürdürme mekanizmalarını destekler. Melatonin in , uyku süresinden bağımsız olarak uyku kalitesi üzerinde olumlu etkisi bulunur. Bu yüzden saat 23.00 ile 05.00 arasında ışığa maruz kalarak uyuyan ya da hiç uyumayan kişilerde melatonin salgılanması kısıtlı olduğundan bu durum yorgunluk, hâlsizlik, çarpıntı, kaygı bozukluğu, depresyon, cinsel isteksizlik ve işlev bozuklukları gibi pek çok rahatsızlığa yol açabilir”

Sonuç olarak imkanlar dahilinde gece 23:00 den sonra karanlık bir ortamda uyumak lazım. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir